Çin'den Haberler

Her yıl milyonlarca turist ağırlayan Xinjiang’ın büyüsü…

Xinjiang'ı ziyaret edenler, bölgenin sahip olduğu benzersiz doğal güzellikler, kadim tarihi ve kültürel mirası ile çeşitli etnik grupların yarattığı rengarenk kültürel mozaik karşısında adeta büyüleniyor. Ziyaretçiler aynı zamanda Xinjiang'ın her geçen gün kaydettiği yeni gelişmelere hayranlıklarını ifade ediyor.

1,66 milyon kilometrekare yüzölçümü ile Xinjiang, üç Fransa veya iki Türkiye'den daha büyük bir coğrafi alanı kapsıyor. Bölgede, turizm kalitesi açısından en yüksek dereceyi ifade eden 5A kategorisinde 20, toplam da ise 80'den fazla kamuya ait turistik alan bulunuyor.

Kanas Gölü, yardang topoğrafyasıyla tanınan Şeytan Şehri ve Tanrı Dağı’ndaki Gökyüzü Gölü gibi dünyaca ünlü destinasyonlar bu listenin en başında yer alıyor.

Yıl boyunca karla kaplı dağ zirveleri, dolambaçlı nehirler, uçsuz bucaksız çayırlar ve tüm bölgeye yıldızlar gibi serpilmiş göller... Her bir köşe, kendine özgü büyüleyici bir çekicilik yayıyor.

Xinjiang, tarih boyunca Doğu ile Batı medeniyetlerinin buluşma noktası ve İpek Yolu'nun stratejik bir geçit noktası oldu. Bizans, Osmanlı İmparatorluğu, Pers İmparatorluğu ve Antik Hindistan'dan gelen tüccarlar ile misyonerler burada fikir alışverişinde bulundu.

Jiaohe Antik Kenti'nden Gaochang Antik Kenti'ne, Kızıl Bin Buda Mağarası'ndan Dunhuang Mogao Mağaraları'na, Loulan Antik Kenti'nden Niya Harabeleri'ne dek, her arkeolojik kalıntı kadim bir hikâye anlatıyor. Xinjiang'da 9 binden fazla sabit kültür varlığı ile 5’i devlet düzeyinde olan tarihî-kültürel şehir bulunuyor. Ziyaretçiler, burada İpek Yolu'nun ihtişamını hissedebilir ve Doğu ile Batı arasındaki kültürel iletişimin gizemini keşfedebilir.

Kuveyt’teki “Gazete” gazetesinin Dış Haberler Servisi Şefi Câbir el-Bereysin, ‌ Xinjiang'ı üç kez ziyaret etti. Bölgedeki zengin kültür ve tarih hazinesine hayran olan el-Bereysin şunları söylüyor: “Bu güzel yeri tam anlamıyla kavramak için tek bir gezi kesinlikle yetersiz. Burası, engin bir kültürel mirasa ve harmoni içinde yaşayan çok sayıda etnik grubun yarattığı renkli bir medeniyete sahip.”

‌Xinjiang bölgesinde, başta Uygur, Han, Kazak, Moğol, Hui ve Kırgız olmak üzere onlarca etnik grup yaşıyor. Her halkın kendine özgü yazı dili, giyimi, mutfağı, müziği-dansı ve gelenekleri bulunuyor. Tüm bu özellikler sonuçta bölgenin çok renkli kültür mozaiğini oluşturuyor.

Xinjiang’ı ziyaret edenler, burada ateşli Uygur mukamlarına şahit olabilir, Kazakların çaldığı dombırayı huzurlu bir ortamda dinleyebilir ve çeşitli etnik grupların tükettiği helal lezzetlerin tadına bakabilir.

Yerel halkların ortak çabası ve Çin merkezi hükümetinin destek politikaları sayesinde son yıllarda bölgenin ekonomik ve sosyal gelişmesinde büyük ilerleme kaydedildi. Örneğin, Xinjiang'da ‌22 sivil havalimanı‌ inşa edildi. Bu havalimanlarında Avrupa, Orta Asya ve Güney Asya'yı kapsayan ‌20'den fazla uluslararası hat‌ dahil ‌500'ü aşkın uçuş seferi‌ aktif olarak hizmet veriyor. Bununla birlikte, ‌9 bin 500 kilometreyi aşan demiryolu‌ ve ‌230 bin kilometrelik karayolu ağı‌ ile Xinjiang’dan dört bir yana uzanan ulaşım sağlanıyor.

Bu kapsamlı ulaşım altyapısı, ekonomik yapının sürekli iyileşmesine katkıda bulunuyor. Bölgede kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ‌11 bin 200 ABD doları‌ seviyesinde. Bölgedeki istikrar ve refah, turizm sektörünün gelişimi için de sağlam bir zemin oluşturuyor.

Son günlerde Xinjiang'ı ziyaret eden Mısır'daki El-Ahram gazetesi muhabiri Ahmed Havarı, daha önce bölgeye dair algısının yanlış olduğunu itiraf etti: “Xinjiang'ın geri kalmış bir sınır bölgesi olduğunu düşünüyordum. Ancak bizzat tecrübe ettikten sonra, buranın gelişmişlik düzeyinin çok yüksek olduğunu gördüm, altyapı son derece modern.”

Gerçek Xinjiang, bazılarının hayal ettiği gibi ıssız ve geri kalmış bir yer değil, aksine canlılık, umut ve cazibeyle dolu mümbit bir coğrafya.

Xinjiang, Çin Milleti’nin yükselişinin önemli bir parçası olarak, dünyaya rengarenk kültür ve sıcakkanlılığı sergiliyor.